Açılış Oturumu
Açılış otururumu Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Mustafa Fehmi TÜRKER’in başkanlığında, Doç. Dr. Yücel ÇAĞLAR’ın “Klorofilya’da Ormancılık (Bir “Ütopya Denemesi”) ve Sayın Abdurrahman SAĞKAYA’nın “Ormancılığın Dünü ve Geleceği” konulu çağrılı sunumları ile gerçekleştirildi.

Sayın Doç.Dr. Yücel ÇAĞLAR; “Klorofilya, yalnızca düşüncede olan bir ülkedir; bir “yok ülkedir”. Klorofilya’da da ormanlar vardır, dolayısıyla ormancılık yapılmaktadır. Klorofilya’daki ekolojik koşullar ile ormanların yapısal özellikleri Türkiye’dekilere benzemektedir. Buna karşılık, Klorofilya’daki ormancıların ormanlara ve ormancılık çalışmalarına bakış açısı Türkiye’de egemen olandan çok farklıdır. Bu farklılık, ormancılık öğretiminden ormancılık yönetimine kadar pek çok alanda görülmektedir. Çünkü toplumun ormanlara yaklaşımı ve dolaysıyla ormancılık yönetiminden beklentileri Türkiye’dekine hiç benzememektedir. Beklentilerini karar ve uygulama süreçlerine gerektiğince yansıtabilecek düzenekleri kurup etkin biçimde işletebildikleri için Klorofilyalı ormancılar ile toplumun farklı sınıf ve katmanları arasındaki çatışmalar en aza indirilebilmiştir. Özenilecek ve esinlenecek pek çok yanları olan Klorofilya ormancılığının Türkiye’de de bilinmesinde yarar var.” diyerek sunumuna başladı.

Sayın Abdurrahman SAĞKAYA ise; “Kurumların bugünkü davranış kalıplarının kökleri geçmişte saklıdır. Geçmişteki önemli olay ve dönemeçler incelenerek, bugünün davranış kalıplarının nedenlerine inilir. Geçmişin düşünce kalıplarında saklı olan bugünün davranış kodlarını anlamak, olayları analiz etmekle mümkündür.
Orman teşkilatı 170 yıllık bir geleneğe sahiptir. Bu sürede teşkilat kurumsal bir yapılanma sağlamıştır. Kurumsallaşma işlerin otomatik olarak yürümesi açısından bir fırsat, değişime gösterilen direnç açısından da bir tehdittir. Orman teşkilatının bu günkü değişime direnen, statik yapısının temelinde geçmişin çeşitli olay ve davranış kalıpları bulunmaktadır.
Geniş alanlarda çalışmak zorunda olan ormancılık devletle, vatandaşla ve hukukla barışık olmak zorundadır. Bu unsurlarla barışık olmayan bir ormancılık uygulamasının neticesi; ormanların tahrip edilmesidir. Devleti daima yanına alan orman teşkilatı hukukla kavgalı olduğundan, vatandaşla da barışık olamamıştır. Ormanlar üzerindeki bu tehdit dünden bu güne devam ede gelen bir karabasan olmuştur. Kısa vadede bu sorunların çözümüyle ilgili bir ümit de ufukta görünmemektedir.
Orman teşkilatının bu gün hukukla çatışan davranış bozukluğunun temelinde 1936-1945 olayları yatmaktadır. 4785 sayılı yasa ile neticelendiği zannedilen, sorunları bu gün dahi etkisini sürdüren devletleştirme olgusunu iyi analiz etmeliyiz. Bu analiz bizi bugünün hukukla ve vatandaşla bir türlü barışamayan orman teşkilatının davranış kalıplarının DNA larına götürecektir. Bu yolla ormanlar üzerindeki tahribatın nedenlerine inecek, gelecek politikaları daha isabetle ortaya koyabileceğiz.

Geçmişin sarsıntıları bu günü iyi okuyamama noktasını hazırlamıştır. Bilgi toplumunun değişen dünyasında yeni güç odakları ortaya çıkmıştır. Bunlar; medya ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Orman teşkilatı bu güç odakları ile yakın ilişki kurarak, orman korumada yeni müttefikler edinmelidir. Günümüzde polisiye tedbirlerle orman koruma önemini yitirmiştir. Yaşadığımız çağın dinamikleri iyi anlaşılırsa, başarılı neticeler alınmış olur.” diyerek sunumuna başladı.