Açılış Konuşması

Orman Genel Müdürü Osman Kahveci Türkiye´de, ormanların tahribatı sürecinin bitme noktasına geldiğini, ağaçlandırma seferberliğiyle ormanların imar ve ıslah sürecinin yaşandığını söyledi.

Kahveci, Orman Genel Müdürlüğü ve Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesince ortaklaşa organize edilen, “III. Ulusal Karadeniz Ormancılık Kongresi” nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin bütün toplumları tehdit eden en önemli faktör haline geldiğini belirtti.

Buna karşı ormanları korumak ve geliştirmenin, alınması gereken en önemli tedbirlerin başında yer aldığını vurgulayan Osman Kahveci, “Dün ormancılık; ormanlar, ormancı ve orman köylüsü üçgeni içindeydi; bugün ise bütün dikkatler ülkemizde de dünyada da ormancıların üzerine çevrildi. Artık ormancılar dünden çok daha duyarlı ve hassas olmak zorundalar´´ dedi.

Dünyada ormansızlaşma sürecinin devam ettiğine işaret eden Kahveci, “Maalesef her yıl dünyada 13 milyon hektar orman yok olmaya devam ediyor. Bundan dolayı küresel ısınmanın tehdidi altında olan dünyada, bütün dikkatler ormanlar üzerine çevrildi. Artık küresel ısınmanın panzehiri ormanlar olmuştur. En kolay tedbirler arasında ormanları korumak ve geliştirmek gelmektedir” diye konuştu.

Ormancılığın 17. yüzyılın başlarında Orta Avrupa´da doğduğunu ve geliştiğini dile getiren Kahveci, konuşmasında ´´Her ilim bir ihtiyaçtan doğar. Ormancılık ilminin de doğmasının temel nedeni insandır. İnsanların ormanlara acımasızca müdahalesiyle meydana gelen felaketler ormancılığı doğurmuştur´´ sözlerine yer verdi.

Ormancılığın 21. yüzyılın başlarına kadar odun ham maddesine yönelik geliştiğini ifade eden Kahveci, “Orta Avrupa´da binlerce hektar ağaçlandırma yapmışlar ama nereden fidan getirdik, hangi ağaç türünü diktik” bunlara dikkat etmemişler. “Bunlara dikkat etmedikleri için bugün felaketle karşı karşıyadırlar. Şu anda Orta Avrupa yapmış olduklarını telafi etme sürecini yaşıyor. Yani hızlı ağaçlandırmalardan dolayı süreci bitirmişler, ama tekrar yeni bir süreç yaşıyorlar” dedi.

Kahveci, Karadeniz ormanlarının Türkiye´nin en büyük avantajı olduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye´de ormanların tahribatı süreci bitme noktasına gelmiştir. Ağaçlandırma seferberliğiyle Türkiye, ormanlarının imar ve ıslahı sürecini yaşıyor. Bütün dünyanın özellikle Orta Avrupa´nın örnek aldığı, ulaşmak istediği ormanlar bizim Karadeniz ormanlarımızdır. Onlar da böylesi ormanlara sahip olmak istiyorlar. Karadeniz ormancılığında yeni bir sürece geçtik. Dün odun işletmeciliği amaçlı olan ormancılık anlayışı artık bugün ekosistem tabanlı ormancılığa geçti. Artık biz Karadeniz ormanlarına, bütün ormanlara şunu soruyoruz, “Sen ne için varsın?” Onlara bunu sormadıkça ormancı ormana girmiyor. Bunu sorduğumuz zaman Karadeniz ormanları şunu söylüyor, “Ben toprak ve erozyon için buradayım, su için burada varım.”

Karadeniz ormancılığının, genel ormancılık içinde önemli bir paya sahip olduğunu vurgulayan Kahveci, “Karadeniz ormanlarında insan baskısı olmadı mı? evet oldu. Aşağıda çay ve fındık, yukarıda yaylacılık. Ormanlarımız bu bölgede iki pres arasında kaldı. Başka yerde ne oldu? Güneyde de aşağıda narenciye, yukarıda yaylacılık. Yani bu Türkiye´nin bir gerçeği” diye konuştu.

Kahveci, yeteri kadar tarım alanı bulunmadığını, ancak insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için hayvancılık yapmak, fındık, çay, narenciye de yetiştirmek durumunda olduklarını anlatarak, “Bu dengeyi götüremediğimiz takdirde ormanlarımız iki pres arasında sıkışıp kalıyor. Maalesef yıllarca bu ormanlar iki pres arasında sıkışıp kaldı. Yaylaya giderken orman tahribatı, dönerken orman tahribatı. Bu süreci Türkiye yaşadı” dedi.

Türkiye´nin artık bu süreci geride bıraktığını da dile getiren Kahveci, “Bizim her yıl 50-60 bini bulan orman suçlarımız bugün 10 binlere düştü. Bunun nedeni aldığımız polisiye tedbirler değil, toplumsal bilinçlenme. Doğa ve orman bilinci artık fevkalade bir noktaya geldi” diye konuştu.

Kahveci, Türkiye´nin ormancılıktaki bilgi birikimi ve tecrübesinin artık sınırları aşma noktasına geldiğini de ifade ederek, şöyle devam etti:
“Artık Türk ormancılığı, yabancı kaynaklı projelerle dışarıdan uzmanlar gelsin de bize yol, yöntem göstersin sürecini aşmıştır. Geçen hafta Balkanlar’daydım. Balkan ormancılığında Türk ormancısı var. Şu anda Suriye´nin ormancılık sistemini Türk Orman Teşkilatı kuruyor. Lübnan konuyla ilgili bizden görüşme talep ediyor. Artık Türk ormancısı, üniversiteleriyle teşkilatıyla kapılarını dışarıya açtı. Dışarıya bilgi, teknoloji, beyin gönderecek duruma geldi. Bu noktada artık kendimizi küçümsememeliyiz.”

“Türkiye´de ormanlar ne oluyor, ormanlar azalıyor mu, Türkiye Orman Teşkilatı ormanları koruyabiliyor mu´´ gibi soruların sürekli kendilerine yöneltildiğini belirten Kahveci, “Elimizdeki rakamlar şunu gösteriyor. Türkiye´de her yıl 30 bin hektar, bir başka ifade ile 300 bin dönüm orman alanı artıyor” dedi.

Kahveci, Türkiye´nin orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduğunu, bunu Türk ormancısına, eğitim kurumlarına, sivil toplum örgütlerinin gayretlerine, kamuoyunun duyarlılığına borçlu olduklarını kaydetti.

 Karadeniz´in hassasiyetlerini bildiklerini de ifade eden Kahveci, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sarp, dik arazi yapısı, biyolojik çeşitliliği, ağaç türü zenginliği, yaban hayatı zenginliği ile özellikle Doğu Karadeniz ormancılığının ayrı bir yeri var. Ayrı değerlendirilmesi lazım. Bütün toplumun hassasiyetleri bizim hassasiyetlerimizdir. Bu hassasiyetleri koruma ve kullanma noktasında gözetmek durumundayız. Halkımıza iş, aş vermek durumundayız. Bunu “iş, aş vermek için ormanları mı keseceğiz” manasında söylemiyorum. Burada orman kaynakları odun kesme, satma gibi algılanmamalı. Ekosistem gibi pek çok alternatif var.
III. Ulusal Karadeniz Ormancılık Kongresi´nden çıkacak sonuçlar bizim için önemli tebliğler olacaktır. Hemen uygulamaya konabilecek fikir ve önerileri uygulamaya koyacak güçte ve kapasitedeyiz. Buradan çıkacak kararlar bizim için rehber olacaktır.”